Kas
29
2009
0

Çiftçi kredi kartı nasıl alınır

 Tarım bankacılığı yapan bankalar sürekli yeni bir özellikle çiftçinin kalbine taht kurmaya çalışıyor. Ziraat bankasıda çiftçimize kolay kullanımlı kredi kartı vermek için kolları sıvadı. Tarım kredi kooperatifi üyesi 1,5 milyon çiftçimize ihtiyaçlarını karşılaması için çifçi kredi kartı verilecek.

Tarım kredi kooperatiflerinin kredi taleplerinin zamanında karşılanabilmesi ve kredi süreçlerinin kısaltılmasını teminen 18 Kasım 2009 tarihinden geçerli olmak üzere tarım kredi kooperatifleri uygulama esas ve usullerinde üç önemli değişiklik yapıldı.

Buna göre, daha önceden Ziraat Bankasından kredi kullanırken, ortaklarına ait Kredi
Genel Sözleşmeleri ve Kredi Borç Senetlerini Banka Şubesine tevdi eden tarım kredi kooperatifleri, bundan böyle bu belgeleri yediemin sıfatıyla kooperatifte muhafaza edecek.

İkinci olarak, yine Ziraat Bankasından kredi kullanan kooperatifler, kredi borcunu vadesinde veya 90 günlük izleme süresi içerisinde öderse, aynı kredi limitini yenileme ve onay işlemleri yapılmaksızın derhal kullanabilecek.

Ziraat Bankasınca kredilendirilmesi uygun bulunmayan kooperatiflerde, kredi değerliliği bulunan ortakların mağduriyetinin giderilmesi adına yapılan son değişikliğe göre ise bu durumda olan kooperatiflerin bağlı bulunduğu bölge birliklerine Ziraat Bankasınca kredi limiti tahsis edilebilecek.

Bu yazı webziraat.com sitesinden yayınlanmıştır.

Yazar by Guney in: Genel | Etiketler:
Kas
28
2009
0

Tarımsal bankacılık ve ziraat mühendisi

 Tarım bankacılığı; Son zamanlarda sürekli duyulan görsel ve yazılı medya aracılığı ile tanıtılmaya çalışılan yeni bir iş kolu haline geldi. Bir tarım ülkesi olmamızında etkisi yıllardır bu açığı kapatan ziraat bankasının yeni rakipleri ortaya çıkıyor. Tabiki tarım bankacılığına yönelen bu bankalar devlet desteğini arkasına almış ziraat bankasını rakip olarak görmüyordur fakat onu örnek olarak yollarına devam ettikleri aşikardır.

 Tarım bankacılığı ifadesi ile akla ilk gelen çifçiye uygun kredi veren yada 3 ayda bir ödenen kredi kartları düşünülebilir. tabii bunlarda doğru fakat bukadar yüzeysel görmemek gerekli. özellikle bankaların tarımsal bankacılığa önem verdiği şu günlerde çifçiye farklı avantajlar sağlamak için ellerinden geleni yapıyorlar. Örneğin son zamanlarda televizyonlardada çarşaf çarşaf Beyaz ile reklamlarının yayınlandığı denizbank üretici
kart ile nakit gelir zamanına göre aldığı karttan istediği zaman nakit çekebilmekte.

 Reklam tanıtım için olmazsa olmazlardandır. Denizbank‘ın bunu görüp Beyaz ile reklamlar düzenlemesi tarımsal bankacılığa verdiği önemi birazcık daha göstermekte.

 Anadolu bank ta tarımsal bankacılığı önemseyerek yeni şubeler açmakta ve bu şubelerdeki tarımsal krediler bölümü için ziraat mühendisi alımı yapmakta. Şimdilik ege bölgesinde açtığı tarım bankacılığı şubeleri ile tarım bankacılığına iddialı bir giriş yapan anadolu bank ta muhakkak ülkemizin hala bir tarım kaynağı olduğunun farkında.

 Denizbank‘ın kasım ayı içinde gerçekleştirdiği büyük sınav sonrası ihtiyacına göre yapacağı eleman alımları içinde tabiki tarımsal krediler bölümü için ziraat mühendisleride vardı. Bende bu sınava girip başarılı olanlardanım. Ankarada gerçekleşen 1. mülakatım sonucu 2. mulakata çağrılmayı bekliyorum. Denizbank çalışanlarını işi bilenlerden yada en azından çalışacağı bölümün eğitimini alanlardan seçmesi bence çok akıllıca bir karar, Aynı sağduyuyu Anadolu bank‘ın açacağı yeni şubeler içinde beklemekteyim.

 Denizbank mülakat sonuçlarının bu haftaiçi kesin sonuçlanacağı kanısındayım. Kazanamayanlara olumsuz mailler yollanacaktır. Mülakatları olumlu geçenler ve şartları kabul edenler aralık ayının 2. haftasından sonra iş başı yapmaya hazırlansınlar.

Bu yazı webziraat.com sitesinden yayınlanmıştır.

Yazar by Guney in: Genel | Etiketler:
Kas
28
2009
0

Kurbanlık satış ve kesim izlenimlerim

 Öncelikle tün insanlık aleminin kurban bayramı mübarek olsun. Hayvan pazarlarında hiçte öyle günlerdir söylenenler gibi hayvan azlığı yoktu, her keseye göre hayvan bulmak mümkündü. Adanada belediye evleri kavşağındaki pazarın kalabalıklığı ve temizliği beni gerçekten şaşırttı. Ayrıca her sene olduğu gibi bu sene köşebaşlarında küçüklü büyüklü kurbanlık satıcıları yoktu.
 Veterinerler özellikle belediyelern açtığı kesim ve satış alanlarında görevlendirildi. Türk hava kurumu daha kesim sırasında insanları bilgilendirip hemen kurban derilerini bağış olarak kabul etti.
 Genel olarak benim izlenimlerim bu sene Adana merkez ve çukurova
ilçelerinde kurbanlık satışı ve kesimi kurallara uygun ve hijyenik olarak gerçekleşti.

Bu yazı webziraat.com sitesinden yayınlanmıştır.

Yazar by Guney in: Genel | Etiketler:
Kas
28
2009
0

Çin makarnayada doyacak

Bir önceki yazımızda çinden intikamımızı zeytinle alacağımızı yazdık ama şimdide saflarımıza nuhun ankara makarnasıda katıldı :)
Türkiye’nin birinci, dünyanın ise üçüncü büyük makarna üreticisi Nuh’un Ankara Makarnası 2009 yılında Afrika’ya olan ihracatını üç kat artırıp, gözünü makarnanın anavatanı Çin’e dikti. Firmanın pazarlama müdürü Nihat Uysallı, “Çin’de yapılan hiçbir fuarı kaçırmadan hepsine katılıyoruz.” dedi.
Türkiye’nin önde gelen makarna üreticilerinden Nuh’un Ankara Makarnası gözünü Çin’e dikti. Afrika’ya ihracatını son bir yılda üç kat artıran firma hedef pazar olarak Çin’i seçti. Nuh’un Ankara Makarnası pazarlama direktörü Nihat Uysallı, dünyanın birçok ülkesine ihracat yaptıklarına dikkat çekerek hedeflerinin dünyanın en kalabalık ülkesi Çin’e daha fazla mal ürün satmak olduğunu kaydediyor. Çin’de düzenlenen hiçbir fuarı kaçırmadıklarını belirten Uysallı, “Bu ülkenin yanı sıra Afrika’yı da çok önemsiyoruz. Geçen yıla göre satışlarımız 2009′da üç kat artış gösterdi. İhracata yönelik yeni müşteri bulma
çalışmalarımız devam ediyor.” diyor. 35 ülkeye ihracat yapan firma 2011 yılına kadar bu sayıyı 60 ülkeye çıkarmayı hedefliyor.
Nuh’un Ankara Makarnası üretim tesisleri Türkiye’nin en büyük, dünyanın 3. büyük fabrikası. Uysallı’nın verdiği bilgiye göre firmanın yıllık üretimi 218 bin ton. 2009 sonu için belirlenen 210 milyon liralık ciro hedefini tutturan şirket dünya fiyatlarındaki düşüşe rağmen 2010 hedefini 225 milyon lira olarak belirledi. Şirket pazarda 6 marka altında 100′e yakın çeşitle yer alıyor.
FUTBOLCULAR MAÇTAN ÖNCE MAKARNA YİYOR
Makarnayı “Kilo yapmayan bir ürün” olarak tanımlayan Uysallı, sosuna dikkat edilmesi halinde diyette kullanılabileceğini söylüyor. Uysallı, maraton koşusu için sporcuların karbonhidrat yüklemesini makarna ile yaptığı bilgisini veriyor. Uysallı, “Makarna Türkiye’de sos, salça ve yağ kullanılarak tüketildiği için kilo yapıcı olarak biliniyor. Ancak kiloyu yapan eklenen soslar. Türkiye’de birçok futbol takımı oyuncularına maçlardan önce karbonhidrat yüklemesini makarna ile yapıyor. Makarna en kolay enerjiye dönüşen gıdaların başında geliyor. Maçtan 2-3 saat önce yenilen makarnanın ortaya çıkardığı enerji futbolcuyu zinde tutuyor.” diyor.
Nuh’un Ankara Makarnası’nın ortakları arasında Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu da bulunuyor. Başkan olduktan sonra yönetimden ayrılan Hisarcıklıoğlu, eskisi kadar işe vakit ayıramıyor. Nuh’un Ankara’nın temeli 1940 yılında Nuh-Ahmet Eskiyapan kardeşler ve Kemal Yurtbilir ortaklığıyla Ankara Ulus Hal’de gıda maddesi satan dükkan açmaları ile atıldı. Market o dönemde devlet büyüklerinin de alışveriş ettiği işlek bir mekan haline geldi. Dükkanda yılda 6 ton makarna satılması üzerine imalat fikri oluştu. Ulus Rüzgarlı Sokak’ta 1950 yılında ilk imalathane kuruldu. Altı ton ile başlayan imalat artan talebe yetişemeyince 1955 yılında İskitler’de yeni fabrika kuruldu. “Ankara Makarna” markası ile yapılan üretim 1961 yılında kuruculardan Nuh Eskiyapan anısına “Nuh’un Ankara Makarnası”na dönüştü. Türkiye’de yıllık kişi başı tüketim 6-6,5 kilogram iken Marmara 8,4 kilo ilk sırada. İtalya’nın ardından dünyanın ikinci büyük üreticisi Türkiye. Uysallı, fakir yemeği olarak hafızalarda yer ettiği için makarnaya ilginin artmadığını düşünüyor.
Bu yazı webziraat.com sitesinden yayınlanmıştır.

Yazar by Guney in: Genel | Etiketler:
Kas
28
2009
0

Sayemizde çin zeytine doyacak

 Çin sanayisinin köküne kadar girdiği ülkemiz zeytin ile karşılık vermeye hazırlanıyor.

Zeytin ve Zeytinyağı Tanıtım Komitesi, hedef ülke olarak belirlediği Çin’de 18 -20 Kasım 2009 tarihleri arasında Şangay’da yapılan Food And Hotel China 2009 Yiyecek&İçecek Fuarı’na katıldı. ZZTK’nın hedefi şu anda yıllık 2.6 milyon dolarlık zeytin ve zeytinyağı ihraç ettiğimiz Çin’e ihracatı kısa sürede 3 -5 kat artırmak.
ZZTK Yönetim Kurulu Üyesi M. Kadri Gündeş, Food And Hotel China 2009 Yiyecek&İçecek Fuarı’na 60 ülkeden toplam 825 şirketin katıldığını, 27 ülkenin de milli pavyonunun bulunduğunu söyledi. ZZTK standında Zeytin ve Zeytinyağı Tanıtım Komitesi’nin imaj ve endüstriyel tanıtım filmlerini izlettirdiklerini anlatan Gündeş, şöyle konuştu: “Standımızda Çin ve Uzakdoğu ülkelerinden gelen fuar
ziyaretçilerine Türk zeytin ve zeytinyağının tadımını yaptırdık. Diğer tanıtım materyalleri ile birlikte standımız, ziyaretçiler tarafından büyük beğeni topladı. ZZTK standı, gerek Çin’den gerekse Hong Kong, Japonya gibi diğer Asya ülkelerinden gelen ziyaretçilerin yoğun ilgi gösterdiği bir stand oldu.”

Bu yazı webziraat.com sitesinden yayınlanmıştır.

Yazar by Guney in: Genel | Etiketler:
Kas
28
2009
0

Yağ fabrikasına talip yok

Satışa çıkarılan Ordu Yağ Sanayi için teklif veren olmadı. Fiskobirlik yetkilileri, satış sürecinin devam ettiğini 2 Aralık`a kadar firmaların başvuru yapabileceğini ifade etti.

Fındık Tarım Satış Kooperatifleri Birliği (Fiskobirlik) iştiraki olan ve Çotanak markası ile fındık yağı, sofralık yağ ve bazı temizlik maddeleri üretimi yapan Ordu Yağ Sanayi`nin satışı için hiçbir firmanın teklif vermediği öğrenildi.
    
Fiskobirlik yetkililerinden alınan bilgiye göre, Birliğin merkezinde yapılan ihalede hiçbir firma soya yağı olarak da bilinen Ordu Yağ Sanayini almak için teklif vermedi. Bu ihalede teklif veren firmaların sayısının çok olması halinde 2 Aralık`ta en iyi fiyatı veren üç firma arasında açık artırma yapılacaktı. Sadece 2 firmanın teklif vermesi durumunda, bu iki firma ile 2 Aralık`ta açık artırma yapılacaktı. Sadece bir firmanın teklif vermesi durumunda, bu firma ile yine 2 Aralık tarihinde pazarlık yapılarak satış işlemi gerçekleştirilecekti.
    
Ordu Yağ Sanayi`nin yüzde 98`inin 50 milyon Lira`dan daha aşağı fiyata satılmaması için olağanüstü yapılan genel kurulda oylama yapılmış ve satış yetkisi çıkmıştı. Fabrikayı alan firma, fiyatın en az yarısını 30 milyon Lira`dan aşağı olmamak kaydı ile 5 iş günü içinde ödeyecekti. Fabrikanın kalan yüzde 2`lik hissesi yüzde yarımlık eşit oranla Trabzon, Düzce, Ordu ve Giresun kooperatiflerine ait bulunuyor.

Bu yazı webziraat.com sitesinden yayınlanmıştır.

Yazar by Guney in: Genel | Etiketler:
Kas
28
2009
0

GDO’lu küspeler hep vardı

 Abd ithali mısır küspeleri yıllardır hayvan yemlerinde kullanılmakta. Neyazıkki bu küspeleri abd sadece meksika ve bize satıyor, kendisi kullanmıyor.

Edirne Ziraat Odası Başkanı Cengiz Yorulmaz, “Genetiği değiştirilmiş mısırlardan yapılan küspeler ülkemizde 4 yıldan beri kullanılıyor” dedi.

Yorulmaz, ABD’den ihraç edilen genetiğiyle oynanmış mısırdan yapılan küspelerin, büyük ve küçükbaş hayvanların yanı sıra tavuk yemlerinde kullanıldığını kaydetti.

“Önce hayvanlar, sonra biz”

Dünyada genetiğiyle oynanmış mısır küspesini iki ülkenin kullandığını ifade
eden Yorulmaz, “Genetiği değiştirilmiş mısırlardan yapılan küspeler ülkemizde 4 yıldan beri kullanılıyor. 2005 yılında 250 bin ton, 2006 yılında 500 bin ton, 2007 yılında bin ton, 2008 yılında 700 bin ton genetiğiyle oynanmış mısırdan yapılan küspe ülkemize girdi. Bu küspeleri ilk önce hayvanlar yedi. Bu hayvanları da biz yedik” dedi.

“İki ülke kullanıyor”

Cengiz Yorulmaz, “Doğal olarak bu tür ürünlerden biz de zarar görüyoruz. Bu küspeleri dünyada kullanan 2 tane ülke var. Biri Türkiye, diğeri de Meksika. ABD bu küspeleri kendisi bile kullanmadı. Bunlar beyan üzerine ülkemize sokuldu. Tabii ki kimse de (Ben GDO’lu ürün getirdim) demedi. Ama son çıkan yasayla GDO’lu olduğu öğrenildi” diye konuştu.

“Döllemeler tutmuyor”

Yorulmaz, genetiği değiştirilmiş mısırlardan yapılan küspelerin hayvanlara verilmesiyle çeşitli hastalıkların ortaya çıktığını da kaydetti.

İneklerin üçüncü buzağıyı doğurduktan sonra artık iş yapamaz duruma geldiğini ifade eden Yorulmaz, “Hayvanlarda son zamanlarda çok sayıda hastalık meydana geldi. Hayvanlarda yapılan döllemeler tutmadı. İnekler üçüncü buzağıdan sonra iş yapmamaya ve süt vermemesi nedeniyle de kesime gitmeye başladı. Benim üreticilere tavsiyem hayvancıları için genetiğiyle oynanmış mısır küspesi asla kullanmasınlar” dedi.

Bu yazı webziraat.com sitesinden yayınlanmıştır.

Yazar by Guney in: Genel | Etiketler:
Kas
28
2009
0

Mersin alternatif ürünlere yöneliyor

 Mersinde ürün çeşitliliğini arttırmak amacı ile örnek bir uygulama başlatılıyor. Tarım ve köy işleri bakanlığı ve ziraat odası katkıları ile  “alternatif ürün yetiştiriciliği” projesinde narenciye yanısıra birçok ürün yetiştirilmekte ama bu ürün çeşitliliği artırılması hedeflenmekte.

Dünya ile rekabet edebilmek için kaliteli olmasının yanında talep gören ve üreticisine artı gelir getiren alternatif üretime yönelinmesi gerektiğini belirten Oluğ, oluşturdukları “Proje Koordinasyon ve Yürütme Birimi”nin bu öngörüden yola çıkarak geliştirdiği projenin Çukurova Kalkınma Ajansı’nda öncelikle kabul edildiğini kaydetti.
Uygulamaya konulan proje ile bölgede mevcut ürünlerin dışında neler yetiştirileceğinin araştırılacağını vurgulayan Oluğ, “Proje sonucunda çiftçilerimizi alternatif ürün
yetiştirme konusunda önerilerimiz olacak. Bunun da önümüzdeki süreçte olumlu sonuçlarını alacağımızı umuyorum” dedi.
Ziraat Odası Başkanı Cengiz Gökçel de, Mersin genelinde tarıma elverişli yaklaşık 406 bin hektar arazinin, ilin yüzde 25′ini kapsadığını söyledi.
Tarıma elverişle arazilerin yüzde 65′inin, kuru tarım yapılan ve nadas alanı olduğunu, yüzde 35′inde ise sulu tarım gerçekleştiğini belirten Gökçel, şunları kaydetti:
“Türkiye’nin toplam yaş meyve sebze üretimin yüzde 8′i, örtü altı üretimin yüzde 18′i, toplam turunçgil üretimin yüzde 32′si, toplamda ise tarımsal üretimin yüzde 4′ü ilimizde gerçekleştiriliyor. Türkiye’deki örtü altı biber üretimin yüzde 14′lük bölümünün yanı sıra limon üretiminin yüzde 68′lik, portakal üretimin yüzde 18′lik, mandarin üretimin ise yüzde 16′lık bölümü ilimizden karşılanmaktadır. Dolayısıyla Mersin, Türkiye’deki çok yönlü üretimin 12 ay boyunca yapılacağı ender illerden biridir.”
Üreticinin gelir düzeyini yükseltmek, tüketicinin ihtiyacını karşılamak ve ekonomiye katkı sağlamak hedefiyle hareket ettiklerini vurgulayan Gökçel, şunları kaydetti:
“Proje ile başta narenciye olmak üzere muz, çilek, şeftali, üzüm, kayısı gibi ürünlerin bol miktarda üretildiği Mersin yöresinde yetişecek piyasa değeri yüksek, ihracata yönelik alternatif ürünleri tespit edip, çiftçilere önereceğiz.
Proje kapsamında yapılacak araştırmada mevcut ürünlerin geliştirilmesinin yanı sıra erken hasat edilen sert çekirdekli ürünler, tropikal meyveler gibi hem ekonomik getirisi yüksek hem de yöremizde yetiştirilebilecek ürünler araştırılacak. Böylelikle ürün çeşitliliği artarken, çiftçilere de ekonomik anlamda katkı sunulacak. Ayrıca ihracat yönelik ürünlerin yetiştirilmesi ülke ekonomisine de olumlu şekilde yansıyacak. Bu çalışmayı yaparken de bilimsel veriler ve tecrübelerden yararlanacağız.”
Gökçel, Mersin yöresinde hali hazırda kivi, brokoli, enginar, yer kirazı gibi alternatif ürünlerin yetiştirilmeye başlandığını sözlerine ekledi.
Bu yazı webziraat.com sitesinden yayınlanmıştır.

Yazar by Guney in: Genel | Etiketler:
Kas
28
2009
0

Zeytinyağı tüketmiyoruz

 Zeytinyağı üretimimizin fazla olmasına nazaran tüketimimiz çok düşük seviyelerde, kızartmayı bile zeytinyağı ile yapabiliriz.

TEKSTİL sektöründe 30 yıldan fazladır yer alan İsmail Kuloğlu Şirketler Grubu, büyük potansiyeli görerek Zeytin İskelesi markasıyla zeytinyağı pazarına girdi, şirketin başına da eski Tariş Genel Müdürü Fatih Cenikli’yi getirdi. Fatih Cenikli, zeytinyağı pazarı hakkında ilginç rakamlar verirken, “Türkiye, zeytinin anavatanıdır. Buna rağmen zeytinyağı üretiminde 5-6’ncı sıradayız, tüketimde ise ancak 8’inci sırayı alabiliyoruz. Yıllık toplam 2.8 milyon ton olan dünya zeytinyağı üretiminin yarısını tek başına İspanya karşılıyor. İspanya, yıllık 100-150 bin ton zeytinyağı üreten Türkiye’nin 10 katına çıkıyor. Kişi başına zeytinyağı
tüketiminde ise 22 litreyle Yunanistan birinci. İspanya’da 12-14 litre. Türkiye’de ise kişi başına tüketim 1.5 litreye ancak yaklaşıyor” dedi.
İhracat 5’te bire indi
Türkiye’nin bu yıl yaklaşık 22 bin ton zeytinyağı ihracatı yapacağını bildiren Fatih Cenikli, şunları söyledi: “2004-2005 ürün yılında ihracatımız 93 bin tona kadar çıkmıştı. Neredeyse o yılın 5’te birine kadar geriledik. Kişi başına tüketimde dünya 8’incisiyiz. Zeytin ağacı varlığında dünya 6’ncısı, toplam zeytinyağı üretiminde dünya 5 veya 6’ncısı, zeytinyağı ihracatında dünya 4’üncüsüyüz.”
İkinci sıraya çıkabiliriz
Kişi başına zeytinyağı tüketiminde her yıl artış olmasına rağmen tüketimin yetersiz olduğunu ifade eden Fatih Cenikli, şöyl konuştu: “Türkiye, yıllık 90 bin ton zeytinyağı tüketiyor. Ege Bölgesi’nde tüketim yüksek, Ankara’nın doğusunda çok daha az. Önemli olan tüketimi artırmak. Türkiye çok üretiyor ama az tüketiyor. Biz üretimde ilk 5-6’dayız. Türkiye bu ürünün anavatanı. Zeytin, Akdeniz çanağının bir ürünü. Fakat biz hep gerideyiz. Tüketimde de gerideyiz. Zeytin ağacı varlığımız 150 milyon adet civarında. Hedef bunu artırmak. Yıllık zeytinyağı üretimini de 300 bin tona çıkarıp, İspanya’dan sonra dünyada üretim açısından ikinci sıraya oturabiliriz. Zeytin ve Zeytinyağı Tanıtım Grubu Çinlilere tanıtım yapıyor. Öncelikle ülkemizde yapmalılar. Ağaç başına ortalama 12 kilo olan verimi artırabiliriz. İspanya’da ağaç başına 50 kilo verim alınabiliyor.”
Suriye bizi geçti
Türkiye’nin tüm kıyı coğrafyasında zeytin ağacı yetiştirilebileceğini hatırlatan ve zeytinin, tüm Akdeniz çanağına Türkiye’den yayıldığını hatırlatan Fatih Cenikli, çok daha küçük bir coğrafyada üretim yapan Suriye’nin ağaç varlığı bile Türkiye’yi geçtiğini söyledi. Suriye’de zeytin ağacı varlığı 160 milyona çıkmış. Suriye’de her yıl 5-6 milyon zeytin ağacı dikiliyor.

Fazla rakip yok marka şansı var

ZEYTİNYAĞININ dünyada avantajlı bir ürün olduğunu bildiren Zeytin İselesi Genel Müdürü Fatih Cenikli, “Zeytin üretim alanı sınırlı. Akdeniz çanağının bir ürünü olan zeytinde rakibimiz çok az. Zeytinyağında marka olabiliriz. Potansiyeli harekete geçirmeliyiz. Fakat insanımız tüm kızartma ve yemeklerde zeytinyağı kullanılabildiğini bile bilmiyor. Türkiye’nin zeytinyağında fazla rakibi yok. Örneğin İngiliz, Alman, Norveçli rakibiniz yok. Çinli rakibiniz olmayacak. Avustralya ve ABD-Kalifornia denedi, olmadı” dedi.

Zeytinyağında bunlara dikkat edin

Zeytinyağında iki ana kategori var: Rafineri ve sızma. Sızma olanı tercih edin.
Zeytinyağının aroması da üretiliyor ama zeytinyağına katılmaması gerekir.
Zeytinyağı, sıkma portakal gibi doğrudan da tüketilebilir.
Natürel ürün iyi korunmalı, saklama sıcaklığı maksimum 22 derece olmalı.
Zeytinyağını ısı, güneş, kokudan korumak gerekiyor.
Pet şişeye konulmaz, koyu renk cam şişe veya gıda tenekesinde saklanır.
Yemeklerde, kızartmalarda kullanılabilir. Balık da kızartabilirsiniz.
Sızma zeytinyağı belli bir asit oranının altında olmalı.
Asit oranı 0.2-0.8 arasında olanı seçin. Natürel sızmada asit biraz daha yüksek olabilir.
Rengi, zeytinyağı için hiçbir değer ifade etmiyor. Sarı da olabilir yeşil de.

Laboratuvara 250 bin Euro’luk yatırım yaptı

ZEYTİN İskelesi markası için İsmail Kuloğlu Şirketler Grubu’nın yaklaşık 2 yıldır emek verdiğini bildiren Genel Müdür Fatih Cenikli, “Aile 2 yıl önce gıda işine girmek istedi ve Zeytin İskelesi doğdu” diye konuştu. Fatih Cenikli, sıkma zeytinyağını büyük zeytin üreticilerinden aldıklarını ifade ederek, “Anlaşmalı üreticilerimiz var. 250 bin Euro’ya kurduğumuz laboratuvarda analiz yapıp, alıma karar veriyoruz. Carrefour, Real, Migros, Makrocenter, Tansaş’ta raflardayız. KİPA da devreye girecek. 1000’den fazla noktada tüketiciye ulaşıyoruz. Litre fiyatlarımız 11-16 TL aralığında” dedi. “Kitabımızda rafine zeytinyağı yok” diyen Fatih Cenikli, naturel sızma, natürel birinci ve Türkiye’de ilk kez olmak üzere ‘organik’ zeytinyağı ürettiklerini vurguladı.

Hammaddesi 6.6 lirayken 5 liraya satanlar vardı

ZEYTİN İskelesi’nde ürettikleri zeytinyağını 42 noktada kontrolden geçirdiklerini bildiren Fatih Cenikli, “Ham yağın litresi 6 lira civarında. Geçen yıl aldığımız ham yağ fiyatı 6.6 lira idi. Ama aynı anda rafta 5 liraya zeytinyağı satılıyordu. Bu bir sorun. Zeytinyağı fiyatına bakın ama bunu da düşünün. Ürünün yüzde 8 KDV’si, nakliye ve ambalaj maliyeti var. Ancak rafta hammadde fiyatına ürün nasıl oluyor? Tüketici dikkat etmeli” dedi.

İki milyon kişi geçiniyor

ZEYTİN ve zeytinyağı üretiminin ciddi istihdam yarattığını bildiren Fatih Cenikli, Türkiye’de yaklaşık 2 milyon kişinin geçimini zeytin ve zeytinyağından sağladığına işaret etti. Zeytinyağı üretimi için AB’nin litre başına 1.3 Euro destek verdiğini, Türkiye’de ise desteğin bunun neredeyse 10’da biri olduğunu bildiren Fatih Cenikli, “Komşumuz Yunanistan’da 10-11 katımız destek veriliyor. Türkiye, kendi markasıyla zeytinyağı ihracatı yapanlara ton başına 600 dolar teşvik veriyor. Türkiye’de üretilen zeytinin yüzde 75’i zeytinyağı üretiminde kullanılıyor. Ege Bölgesi, zeytinyağı üretiminin yüzde 75’ini karşılıyor. Marmara’nın payı yüzde 11. Ege’deki zeytin üretiminin yüzde 75’i zeytinyağına gider. Marmara’da ise üretimin yüzde 85’i sofralık zeytin” diye konuştu.

Bu yazı webziraat.com sitesinden yayınlanmıştır.

Yazar by Guney in: Genel | Etiketler:
Kas
28
2009
0

Domuz gribi nasıl bulaşır

Domuz gribi bulaşıcıdır ve insandan insana yayılır.

Domuz gribinin yani H1N1 virüsünün mevsimsel griple aynı şekilde yayılım gösterdiği düşünülmektedir. Grip virüsleri temel olarak insandan insana öksürük veya hapşırık yoluyla yayılır.

İnsanlar bazen grip virüsün bulunduğu bir eşyaya veya bir yüzeye dokunup daha sonra elini ağzına veya burnuna götürerek de enfekte
olabilirler.

Bu yazı webziraat.com sitesinden yayınlanmıştır.

Yazar by Guney in: Genel | Etiketler: