Süt destek ve projeleri ateşi düşürmüyor
Son günlerde daha çok hararetlenen süt sektöründeki fiyat dengesizlikleri medyada daha fazla yer bulmaya başladı ve bence her gıda krizi ortamında yaşanan ikame tüketilebilecek ürünler açıklandı açıklanacak. Biz bazı örnekler verebilirmiyiz acaba!!! Et krizi süresince tavuk eti yensin diyenler tavuk pahalılanınca balık yensin demişti. Süt krizi süresince acaba süt yerine ne tüketebiliriz? örneğin portakal suyu, yadaaa çay. şaka bir yana zihinsel gelişimin en fazla etkilendiği hayvansal protein olan kırmızı et ve süt yerine ikame tüketilebilecek bir ürün olduğunu sanmıyorum.
Konumuza dönecek olursak, süt sektöründe yaşanan ve üreticileri mağdur duruma düşüren kötü fiyat uygulamaları sütte desteklemeleri gölgede bıraktığını düşünüyorum. Örneğin İzmir damızlık koyun keçi yetiştiricileri birliği 2009 yılı süt destekleme primlerini yatırdı. Başkan Özer Tümer yaptığı açıklamada süt destekleme primlerinin erken tarihte ödendiğini, üreticilerimizin ziraat bankası hesaplarından paralarını çekebileceklerini belirtti. Peki süt destekleme primleri ne kadar? Tarım bakanlığımız süt üreticilerine 2009 yılı içinde ton başı 100 tl süt prim desteklemesi yapıyor. Süt üreticileri mandıradan aldıkları faturayı damızlık koyun keçi yetiştiricileri birliğine iletmeleri gerekmekte.
Süt krizini önlemek için sadece süt üreticilerine destekleme yapılmıyor tabiki, geçen günlerde yapılan süt tozu teşvik desteklemeside tarım bakanlığımızın çalışmalarından biri. Tabiki direk olarak süt üreticilerine yapılan destekleme kadar etkili olmayacaktır ama buda ışığı görmek için yapılan yararlı bir adımdır. Hep söylediğim gibi bu sektör tamamı ile birbirine bağlı, kırmızı et beyaz eti, yumurta yağı, süt kırmızı eti etkiliyor. Bakanlığımızın yaptığı projeler ve desteklemeler zincirin gerginliğini
biraz daha almasına yarıyor ama bu zincir her olumsuz havada iki katı geriliyor. Hatırladığınız üzre tarım kredi kooperatifimizde bir süt fabrikası satın alarak üreticimize hizmet etmeyi amaçlamıştı, alkışlanacak bir olay bence.
Ne olduysa bu duruma geldik, tamamen tarım ülkesi olan güzel Türkiye’miz artık nerdeyse tamamı ile dışa bağımlı konuma geldi. gizli güçlerin etkisi ile de sürekli olarak zarar ettiren kırmızı et sektörümüzün tek kurtuluşu üretiden geçmekte. ithalat hiçbirşeyin çözümü değildir, ithalat sonun başlangıcıdır. bizim yapmamıs gereken yüksek fiyatlara kanıp hayvanlarımızı kesmeyelim.
Bu yazı webziraat.com sitesinden yayınlanmıştır.
Yorum Yapılmamış »
RSS feed for comments on this post. TrackBack URL
